21 Mart 2012 Çarşamba

René Lacoste

 Spor şıklığın vazgeçilmezi küçük yeşil timsahın  yaratıcısı René Lacoste. Kendisi 1920lerde Fransızların medarı iftiharı tenisçisi. İlk olarak 1927'de ve de arkasından 1928'de Davis kupasını Amerikalılardan alıp Fransaya götüren ekibin "timsah" lakaplı oyuncusu. Tabii aynı yıllarda  Roland Garros ve Wimbledon tenis turnuvalarının da yenilmez şampiyonu.

René Lacoste the creator of the green small crocodile entered the legend of tennis when he and his team mates stole the Davis cupaway from the Americans for the first time in 1927 and again in 1928. He also won Wimbledon and Roland Garros in 1920s. His nickname was Crocodile.




René Lacoste'a "timsah" lakabı Amerikan basını tarafından Fransız ekibinin kaptanıyla giriştiği bir iddia sonucunda verilmişti. Kendisi kupayı Fransa'ya getirdiği taktirde, takım kaptanından timsah derisinden özel olarak yapılmış bir valiz istemişti. Yaptığı uzun ve son derece yorucu maçın sonunda timsah derisi valizine kavuşmuştu. Halkta kendisine verilen bu lakabı benimsemişti çünkü René Lacoste maçlarını timsaha benzeyen dayanıklılığı sayesinde kazanmıştı. Çok uzun süren maçların sonunda rakibini bitkin düşürüp, timsaha benzetilen direnci ve sabrı sayesinde şampiyonluklarına bir yenisini daha eklemişti.

The American press gave him the nickname"Crocodile" after a bet between him and the captain of the French tennis team.
He wanted a special suitcase made of crocodile leather in return of the Davis cup. He brought the Davis cup to France and he had his special suitcase made of crocodile leather. The public liked his nickname as he had won many matches thanks to his tenacity like a real crocodile.




27 yaşında sağlık problemlerinden dolayı hastalanıp tenisi bıraktığında yarattığı markanın logosu kendi lakabı timsah olmuştu.René Lacoste tenis oyuncuları için kısa kollu pololar tasarlamıştı. Şimdilerin rengarenk  Lacoste poloları ilk olarak sadece beyaz olarak üretilmişti..
 İşte bu da spor şıklığın stil ve en çok taklit edilen markasının yaratıcısının hikayesinden kısacık bir kesitti...

When he stopped playing tennis at the age of 27, he created his mark and used his nickname as the logo of his mark. He first designed short -sleeved shirts in white for the tennis players.After that Lacostehas become of the most stylish names for the sportswear.



Réne Lacoste'un ölümünden kısa süre önce çektirdiği bir fotoğraf.

14 Mart 2012 Çarşamba

Modanın kültü "Trençkotlar"/ The cult of the fashion world "The Trenchcoat"

Şu dolabımızın vazgeçilmezi, yağmurda yoldaşımız, her sezon modanın olmazsa olmazı trençkotlarımız var ya...Benim asıl ilgilendigim sevgili trençlerimizin ataları aslında.
19.yüzyılın sonlarında Burberry gabardin kumaştan soğuğa ve yağmura dayanıklı mantolar ve ceketler ürettiğnde bu ceketler ve mantolar daha çok avcılar tarafından kabul görür. Tabii dönemin ordusu için ürettiği çadırları da unutmamak gerek.
Ancak trençkot'un asıl ortaya çıkışı 1.Dünya savaşında olmuştur. Thomas Burberry, savaştan epeyce önce 1901'de İngiliz ordusu için kullanışlı ve de dayanıklı trençkotlarını tasarlamıştı." Trenchcoat" aslında İngilizce bir kelimedir. İngilizcede "Trench" kelimesinin anlamı hendek demektir. 1. Dünya Savaşı ağır ve kanlı bir cephe savaşıdır ve de askerler hendeklere saklanarak savaşırlar. Savaş esnasında ağır ve kullanışsız mantolarının yerine Thomas Burberry'nin önceden tasarlamış olduğu trençkotlarını tercih ederler.  Fransız ve İngiliz askerler 1. Dünya Savaşında trençkotları ile savaşırlar.

Our precious trenchcoats, the cult of our wardrobes...Actually, I am more interested in their history.
During the end of the 19th century, Burberry started to sew under the name of gabardine, the coats and jackets for the hunters. He also made tents for the army.After that Thomas Burberry designed for army officers trenchcoats. But trench appeared definitely during the 1st World War.Trench coat was developed as an alternative to the heavy serge great coats worn by British and French soldiers in their trench during the war.




Bir İngiliz askeri trençkotu ile...
 A British soldier with his trenchcoat...

 Sonra ne olurda bu askerlerin kullandığı trençler dolaplarımızın gelip başköşesine oturur. Onun cevabıda şu meşhur klasik ötesi Casablanca filminde yatar. 1942 yılında stil ötesi aktör Humprey Bogart meşhur filmin meşhur sahnelerinde trençkotunu giyer ve arkasından da Humprey Bogart'ın kadın erkek bütün hayranları kendilerine hemen birer trençkot edinirler. Trençkot modasını bir başka aktör Robert Mitchum izler. Ve de bu hikaye günümüze kadar sürüp gelir.

Afterwards, what happened??? and these trenchcoats have become the king of our wardrobes. The answer lies in the famous movie Casablanca. In 1942 Humprey Bogart starred in Casablanca with trench, and men and women everywhere followed him. Afterwards Robert Mitchum appeared on screen with his trenchcoat.



Humprey Bogar trençkotu ile.
Humprey Bogart with his trenchcoat.


Humprey Bogart, Casablanca filminde.
Humprey Bogart in Casablanca.


Robert Mitchum 1947'de trençkotu ile.
Robert Mitchum with his trenchcoat in 1947.

Ve de şimdilerde Burberry'nin en çok satan trençkotu halen çok revaşta.
Here is the Burberry's best seller model  in our modern times.




6 Mart 2012 Salı

Kırmızı Ruj / Red Lipstick



Kırmızı Ruj...Stil sahibi kadınların vazgeçilmez aksesuarı. Eski Mısır'da kadınların dudaklarını belirginleştirmek için kullandıkları renk kırmızı. Eski Mısır'ın  güzeller güzeli kraliçesi Kleopatra'nın dudaklarının rengi kırmızı.

Red Lipstick...An indispensable accessory of stylish women. In ancient Egypt women were already using red coloring to emphasize their lips. Red, the color of Cleopatra the beautiful queen of ancient Egypt.


Sonraları 16.yy'da Fransız usulü boyanmış dudakların rengi kırmızı. Ancak kırmızı dudakların moda dünyasına çıkmamak üzere girişi 1920lerin sonlarında olur. 1930larda Mavi Melek Marlene Dietrich'in dudak rengidir kırmızı.

In 16th century France painted lips were agenerally accepted phenomenon. However,it was only the wild 1920s that red lips became an integral part of fashion. Red , Marlene Dietrich's,( Blue Angel's) color...

Marlene Dietrich.

Diana Vreeland, 1960larda modanın en önemli ismi, Amerikan Vogue dergisinin stil sahibi editörüdür. Dönemin en önemli moda yazarıdır aynı zamanda da bir kırmızı hayranıdır. Kırmızı rujsuz asla diyen stilkoliktir kendisi. Diana Vreeland'ın New York'taki apartmanı kırmızı dekorasyonu ile dillere destandır.

Diana Vreeland was the editor-in-chief of American Vogue in the 1960s. She was the most influential fashion journalist in the world. She was an enthusiastic champion of the color red. You could not see her without her red lipstick. Her apartement in New York is famous for its red decoration.


Diana Vreeland


Diana Vreeland New York'ta ki evinde.
Diana Vreeland at her flat in New York.

Diana Vreeland by Andy Warhol 1980

Pablo Picasso'nun stil sahibi kızıdır Paloma Picasso.O da bir kırmızı hayranıdır. Paloma Picasso kendi tasarımı takıları adını taşıyan parfümü ile 1980lerin en stil sahibi kadınlarındandır.

Paloma Picasso the daughter of Pablo Picasso was among the most stylish women of the 80s. She was the big fan of red color.



Kırmızı rujun di

3 Mart 2012 Cumartesi

Vanessssaaa Brunoooo

Parisli bir marka Vanessa Bruno. Moda dünyasına adım attıktan sonra, kendini hemen kabul ettiren, kendine özgü sadeliği ve her zaman tercih ettiği sade renkleriyle elegan aynı zamanda taşınması kolay tasarımlarıyla hazır giyimin Parizyen kraçilerinden Vanesa Bruno. 2012 ilkbahar- yaz koleksiyonunda da çizgisinden şaşmamış. O hayran olduğum 60'lar ruhunu yansıtmış.
Vanessa Bruno is definetely one of those French..actually Parisian brands that has quickly infiltrated the fashion scene and made itself just as elegant,easy and cool. I think she is among the Parisian queens of ready-to-wear. Her Spring-Summer collection of 2012 reflects 60's state of mind.

29 Şubat 2012 Çarşamba

LONDON London SwInGiNg LoNdOn

Time dergisi Nisan 1966'da Londra'yı kapağına taşır. Kapak aynen şöyledir:" LONDON: The Swinging City"( swinging burada moda,  trendy,yaşayan, hızla değişen anlamındadır). Dönemin Esquire ve Life gibi Amerikan dergileri de arka arkaya yayınladıkları makalelerinde Swinging Londra'dan bahsediyorlardı..

In April 1966 Time Magazine ran a twelve-page cover story under the headline:" LONDON: The Swinging City". After American magazines,such as Esquire and Life, followed with further articles on London.


İkinci dünya savaşı sona çoktan bitmiş, savaşın bebekleri büyümüş 60'ların para kazanan ve kazandıkları paraları modaya, müziğe ve zevke harcayan gençleri olmuşlardı. Tabiii Swinging Londra'da dönemin kültlerini çoktan yaratmıştı. Aslında öylesine çok isim var ki döneme damgasını vuran.... Yazmakla bitmez... İşte en'lerden bir kaçı...
After World War II British teenagers found that they have much more disposable income than their parents. The new youth  decided to spend their money on leisure then, particularly music and fashion. Of course Swinging London had already created its cult names. Here are some icons of that time..

MARY QUANT
Mary Quant... Sadece dönemin en popüler modacısı değil aynı zamanda moda ikonuydu. Herkes onun yarattığı mini etekleri, siyah opak çoraplarının üzerine giyiyordu. Balon etekler, tulumlar hep onun eseriydi. 60'ların Londrasını giydiriyordu...

Mary Quant...She is not only afashion designer but also a fashin icon of that time.. Everybody was wearing her designs like mini skirts, stretch stockings, hot pants..Shortly She was one of the creators of London Loook of 60's...


Dönemin modelleri Mary Quant tasarımlarıyla...
Models carrying Mary Quant's creations...


TWIGGY

Twiggy ise tartışmasız dönemin EN ünlü mankenlerindendi. Kendisi 40 kiloydu ve güzellik anlayışına yeni bir bakış açısı getiriyordu. Günümüz 0 beden güzellerindendi ... Tabii kendisini takma kirpiksiz hayal dahi edemiyorum.

Twiggy was "The model" of that time with her false eyelashes....

Twiggy, Mary Quant tasarımlarıyla.
Twiggy with Mary Quant designs.


JEAN SHRIMPTON
Shrimp lakaplı Jean Shrimpton'da dönemin En'lerindendi. O da Twiggy kadar ünlü bir modeldi. Aynı zamanda iyi bir oyuncuydu da.
Jean Shrimpton, nicknamed as "Schrimp" was among the tops at that time...





THE BEATLES
The Beatles dönemin en önemli

26 Şubat 2012 Pazar

Antonioni'den BLOW-UP/ Antonioni's BLOW-UP



İtalyan sinamasının dahi yönetmenlerinden Antonioni stil filmi Blow-Up'ı çektiğinde yıl 1966 idi. Renkler, Kıyafetler dekor film herşeyi ile 1960lar modasının en iyilerinden. Vintagekolikler mutlaka izlemeli. İlham alınası bir film. Bu arada Jane Birkin'de filmde oyuncular arasınada.İşte stil filmden birkaç kare...

Antonioni, one of the genius directors of Italian cinema shot his cult movie in 1966.  A wonderful movie for the vintagecoholics. You will be definetely inspired by this movie of 1960s ...By the way Jane Birkin is among the actresses.







Filmin en hoş ve stil karelerinden biri...
One of the most stylish scenes of the movie...



David Hemmings filmde bir moda foğrafçısını canlandırıyor.
David Hemmings as a fashion photographer in the film...


Jane Birkin yeşil beyaz elbisesi ile ....
Jane Birkin with her green white dress...

7 Şubat 2012 Salı

Küçük Siyah Elbise / The Little Black Dress



20. yüzyılın modadaki en büyük devrimlerinden biridir " Küçük Siyah Elbise". 1920lerde Ralph Lauren'in ileri görüşlü ismi Jean Patou ve Coco Chanel'in yarattığı bir devrim. Aslında rengi ve modeli ile son derece basit bir buluştu. Her sosyal sınıftan kadının ilgisini çekti. Her kadının dolabında bulunmalıydı.Feminendi ancak erotik degildi. Sade ve şıktı. 1926'da Coco Chanel Vogue dergisinde KSE (Küçük Siyah Elbise) nin resmini yayınladığında, Vogue bu modeli o yılların efsane otomobili Ford'un Model T'si olarak lanse etti. Haklıydıda çünkü KSE artık her sosyal sınıftan kadının üniforması olacak ve de modası asla geçmeyecekti.

One of the most revolutionary idea in the 20th century in the world of fashion is no doubt The Little Black Dress. In the 1920s the creation of the forerunner of Ralph Lauren Jean Patou and Coco Chanel was attracted the attention of nearly all women by their Little Black Dress . Women coming from all  social class wanted to have at least one little black dress in their wardrobe. It was simple but sophisticated. When Coco Chanel presented her LBD( The Little Black Dress) in American Vogue, Vogue compared it to Ford's classic Model T.
They were right because this LBD has become culte and classic in the world of fashion.


Gabrielle Coco Chanel Küçük Siyah Elbisesi ile...
Gabrielle Coco Chanel with her LBD...

Ford'un efsanevi modeli Model T.
The Legendary Model T of Ford. 

Rita Hayworth as Gilda

Grace Kelly Alfred Hitchcock'un "Arka Pencere"sinde.
Grace Kelly at Hitcock's "Rear Window"

Liz Taylor ve KSE...
Liz Taylor and her LBD...

Lauren Bacall...

Marilyn Monroe
Natalie Wood

Tabiiki günümüzde de sade şıklığın adresi KSE. Ünlülerin vazgeçilmezi Küçük Siyah Elbise.
Of course at LBD is "must have" among the celebrity.